Amerika Birleşik Devletleri’nde “Amerikan Rüyası” peşinde koşan milyonlarca insan için, sağlık sistemi bir anda kabusa dönüşebiliyor. Özellikle kronik bir hastalığa yakalananlar için, sigorta sahibi olmak bile fahiş tedavi masrafları karşısında yeterli gelmiyor, hastaları mali bir çıkmaza sürüklüyor. Bu durum, yalnızca yaşam kalitelerini değil, aynı zamanda geleceklerini de ipotek altına alıyor.
Crohn hastalığıyla mücadele eden Amber Hurlbert’in yaşadıkları, ABD sağlık sisteminin acımasız yüzünü gözler önüne seriyor. 19 yaşında konulan teşhisin ardından, yıllardır süregelen tedavi masrafları, düzenli sigorta primlerine rağmen onu 100.000 doları aşan tıbbi borç batağına sürükledi. Amber’in hikayesi, “öldürmeyen ama süründüren” bir sistemin milyonlarca Amerikalıyı nasıl etkilediğinin çarpıcı bir örneğidir.
Bir Rüya Nasıl Kabusa Dönüşüyor?
Amerika Birleşik Devletleri, dünyanın en pahalı sağlık hizmetlerinden birine sahip. Her yıl yüzbinlerce kişi, tedavi masrafları nedeniyle iflasın eşiğine geliyor veya büyük borç yükü altında eziliyor. Bu durum, özellikle yüksek teknoloji gerektiren tedaviler ve ilaçlar söz konusu olduğunda daha da vahimleşiyor.
Amber’in Sınavı: Milyonların Ortak Derdi
Amber Hurlbert’in Crohn hastalığı teşhisi, hayatının dönüm noktası oldu. Hastalığı kontrol altında tutmak için düzenli olarak alması gereken Remicade adlı ilacın her bir infüzyonu, sigortasız haliyle 30.000 dolar gibi astronomik bir fiyata mal oluyor. Amber, her iki ayda bir bu infüzyona ihtiyaç duyuyor. Ancak sigortalı olmasına rağmen, masrafların tamamından kurtulamıyor:
- Amber’in aylık sigorta primi: 800 dolar.
- Yıllık muafiyet (deductible) tutarı: 5.000 dolar. Bu tutar ödenmeden sigorta devreye girmiyor.
- Yıllık cepten ödeme üst sınırı (out-of-pocket maximum): 7.000 dolar. Bu sınıra ulaştıktan sonra sigorta masrafların %100’ünü karşılar, ancak bu sınıra ulaşana kadar hasta ciddi ödemeler yapar.
Bu rakamlar, sigortalı bir bireyin bile her yıl binlerce doları cebinden ödemek zorunda kaldığını gösteriyor. Amber’in yaşadığı komplikasyonlar sonucu geçirdiği 60.000 dolarlık ameliyat da bu maliyetlerin bir parçasıydı. Sigorta bir kısmını karşılasa da, kalan tutar Amber’in omuzlarında ağır bir yük olarak kaldı. On yıldan uzun süredir devam eden bu maliyetler, genç kadını toplamda 100.000 doları aşan tıbbi borçla karşı karşıya bıraktı.
ABD Sağlık Sisteminin Acı Gerçekleri
Amber’in durumu münferit değil. Amerika’da sigortası olan bireylerin bile borca batması sık rastlanan bir durum. Yüksek primler, yüksek muafiyetler ve karmaşık poliçe detayları, pek çok hastayı korumasız bırakıyor. Bazı hastalar tedavi olabilmek için birden fazla iş yapmak, borç almak veya evlerini ipotek ettirmek zorunda kalıyor.
Neden Bu Kadar Pahalı?
ABD sağlık sisteminin bu denli pahalı olmasının birden fazla nedeni var:
- Yüksek İlaç Fiyatları: Özellikle patentli ilaçların fiyatları, diğer gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında çok daha yüksek.
- Şeffaflık Eksikliği: Hastaneler ve sigorta şirketleri arasındaki fiyatlandırma anlaşmaları genellikle gizlidir, bu da rekabeti ve şeffaflığı azaltır.
- İdari Maliyetler: Karmaşık sigorta sistemi ve faturalandırma süreçleri, idari maliyetleri artırır.
- Pazarlık Gücü: Sigorta şirketlerinin ve ilaç firmalarının güçlü lobi faaliyetleri, fiyatları aşağı çekmeyi zorlaştırır.
- Savunma Tıbbı: Doktorlar olası davalardan kaçınmak için gereksiz testler ve prosedürler uygulayabilir.
Ne Olacak Bu Hastaların Sonu?
Amber gibi kronik hastalığı olan Amerikalılar, sadece hastalıklarıyla değil, aynı zamanda bitmek bilmeyen faturalarla da mücadele etmek zorunda kalıyor. Bu durum, onların sosyal ve ekonomik geleceklerini de etkiliyor. İş seçerken sağlık sigortasının kapsamına, emeklilik planlarını yaparken gelecekteki tıbbi ihtiyaçlara öncelik vermek zorunda kalıyorlar. Amerikan Rüyası’nı kovalamak yerine, hayatta kalma mücadelesi veriyorlar.
ABD sağlık sistemindeki bu yapısal sorunlar devam ettiği sürece, Amber’in yaşadığına benzer dramlar yaşanmaya devam edecek ve binlerce insan “öldürmeyen ama süründüren” bir sistemin pençesinde kalmaya mahkum olacak.
