NATO Askeri Komite Başkanı Amiral Rob Bauer, Avrupa’nın kendi savunma kapasitelerini güçlendirmesi gerektiğini ve ortak bir Avrupa ordusunun kurulması için “bekleme süresinin dolduğunu” net bir dille ifade etti. Bauer’in bu çağrısı, Rusya’nın Ukrayna’daki saldırganlığı ve küresel jeopolitik dengelerdeki değişimlerin Avrupa’nın güvenlik mimarisini yeniden düşünmesi gerektiği yönündeki artan tartışmaları pekiştiriyor.
Brüksel’de yaptığı açıklamada Amiral Bauer, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik işgalinin ve Çin’in yükselişinin yarattığı yeni gerçeklikler karşısında Avrupa’nın “öngörülemeyen tehlikelerle” yüzleştiğini vurguladı. Bu bağlamda, Avrupa’nın kendi değerlerini ve özgürlüklerini savunmak için hazır olması gerektiğini belirten Bauer, Avrupa Birliği’nin tam bir savunma yetenekleri yelpazesine sahip bir ordu kurma zamanının geldiğini dile getirdi.
Amiral Bauer Neden Bu Çağrıyı Yapıyor?
Değişen Jeopolitik Denge ve Tehdit Algısı
- Rusya Tehdidi: Ukrayna’daki savaş, Avrupa’nın doğu sınırlarında ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturuyor. Bauer, Rusya’nın uzun vadeli ve sürekli bir tehdit olduğunu, Avrupa’nın buna karşı uzun süreli hazırlıklı olması gerektiğini belirtiyor.
- ABD’nin Odak Kayması: Amerika Birleşik Devletleri’nin stratejik odağının Pasifik bölgesine, özellikle Çin’e doğru kayması, Avrupa’nın kendi savunma yükünü daha fazla omuzlaması ve “stratejik özerklik” kazanması gerektiği tartışmalarını güçlendiriyor.
- Genişleyen Tehdit Yelpazesi: Ukrayna savaşının gösterdiği üzere, modern çatışmalar sadece konvansiyonel askeri operasyonlarla sınırlı kalmıyor. Siber saldırılar, dezenformasyon kampanyaları ve enerji güvenliği sorunları gibi hibrit tehditler, Avrupa’nın savunma yeteneklerini çok boyutlu olarak geliştirmesini zorunlu kılıyor.
NATO Bu Fikre Nasıl Yaklaşıyor?
Amiral Bauer, Avrupa ordusu fikrinin NATO ile rekabet etmek yerine, ittifakı tamamlayıcı bir rol oynaması gerektiğini özellikle vurguladı. NATO’nun, Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırmasını ve askeri kapasitelerini güçlendirmesini memnuniyetle karşıladığını belirten Bauer, anahtar kelimenin “uyumluluk” ve “çift işlevsellikten kaçınma” olduğunu ifade etti. Yani, Avrupa’nın geliştireceği kapasitelerin NATO standartlarına uygun olması ve ittifakın kolektif savunma planlarına entegre edilebilir olması kritik önem taşıyor.
NATO yetkilileri, daha güçlü ve koordineli bir Avrupa savunmasının, Transatlantik ittifakın genel caydırıcılık ve savunma yeteneğini artıracağına inanıyor. Bu yaklaşım, Avrupa’nın kendi güvenliğine daha fazla yatırım yapması gerektiğini belirten ancak NATO’nun merkezi rolünü koruyan bir dengeyi temsil ediyor.
Avrupa Ordusu Fikrinin Tarihsel Arka Planı ve Güncel İvmesi
Avrupa’nın ortak bir savunma gücü oluşturma fikri yeni değil; İkinci Dünya Savaşı sonrasından bu yana çeşitli girişimler olmuştur. Özellikle Fransa, Avrupa’nın “stratejik özerkliğini” savunan ve ABD’ye daha az bağımlı bir savunma yapısı arayan başlıca ülkelerden biri olmuştur. Ancak Ukrayna’daki savaş, bu tartışmalara yeni ve güçlü bir ivme kazandırdı.
Almanya Şansölyesi Olaf Scholz’un, savaşın başlamasıyla birlikte ülkesinin savunma politikalarında “Zeitenwende” (dönüm noktası) ilan etmesi ve 100 milyar avroluk özel bir savunma fonu oluşturması, Avrupa’daki askeri düşünce yapısında köklü bir değişimin önemli bir göstergesi oldu. Bauer’in çağrısı, bu mevcut ivmeyi daha da ileri taşıma ve Avrupa’nın sadece ekonomik bir güç olmaktan çıkarak, aynı zamanda ciddi ve kendi kendine yeten bir askeri güç haline gelmesi gerektiği yönündeki beklentileri yansıtıyor.
Önümüzdeki Süreç ve Muhtemel Zorluklar
Bir Avrupa ordusunun kurulması, finansman, komuta-kontrol yapısı, üye ülkeler arasındaki siyasi irade ve mevcut askeri yeteneklerin entegrasyonu gibi bir dizi karmaşık zorluğu beraberinde getiriyor. Her ne kadar siyasi söylemlerde bu fikre destek artsa da, pratik adımların atılması ve somut bir yapıya büründürülmesi zaman ve güçlü bir liderlik gerektirecektir. Amiral Rob Bauer’in “bekleme süresi doldu” çağrısı, Avrupa’nın jeopolitik sahnedeki yerini yeniden tanımlama ve kendi kaderini tayin etme yolunda önemli bir uyarı niteliğindedir. Bu çağrı, sadece bir askeri reformu değil, aynı zamanda Avrupa’nın stratejik kültüründe köklü bir değişimi de işaret ediyor.