Uluslararası diplomasi sahnesi, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) olarak bilinen nükleer anlaşmayı canlandırmak amacıyla yeniden hareketlendi. ABD ve İran temsilcileri, Avusturya’nın başkenti Viyana’da dolaylı görüşmelere başlayarak, Tahran’ın nükleer programı üzerindeki kısıtlamaları ve Washington’ın uyguladığı yaptırımları ele alma arayışına girdi. Avrupa Birliği’nin arabuluculuğunda gerçekleşen bu kritik görüşmeler, her iki tarafın da anlaşmaya dönüş koşulları konusundaki farklı yaklaşımlarına rağmen, diplomatik bir çözüm umudunu yeşertiyor.
Görüşmelerin temel hedefi, Trump yönetiminin 2018’de anlaşmadan tek taraflı çekilmesiyle krize giren JCPOA’yı yeniden işler hale getirmek. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İran’ın tüm taahhütlerine geri dönmesi halinde anlaşmaya yeniden katılmaya hazır olduğunu belirtirken, Tahran ise Washington’ın öncelikle tüm yaptırımları kaldırmasını şart koşuyor. Bu açmaz, Viyana’daki müzakerelerin en çetin konularından biri olarak öne çıkıyor ve görüşmelerin seyrini belirleyecek ana faktör konumunda.
Nükleer Anlaşmanın Akıbeti Masada
Viyana’da başlayan ve taraflar arasında adeta bir “mekik diplomasisi” şeklinde ilerleyen görüşmelerin ana gündemi, İran’ın nükleer faaliyetlerine getirdiği kısıtlamalar ile ABD’nin uyguladığı kapsamlı ekonomik yaptırımların akıbeti. Avrupa Birliği’nin üst düzey diplomatı Enrique Mora’nın başkanlığında yürütülen müzakerelerde, P4+1 ülkeleri (Çin, Fransa, Almanya, Rusya ve İngiltere) arabulucu rolünü üstleniyor. Bu ülkeler, ABD ve İran heyetleri arasında doğrudan bir temas olmaması nedeniyle mesajları ve talepleri iletiyor.
Dolaylı Diplomasi, Çok Taraflı Katılım
ABD heyetine Özel Temsilci Robert Malley başkanlık ederken, İran heyetine Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçı liderlik ediyor. Malley ve ekibi, İranlı muhataplarıyla doğrudan görüşmek yerine, Avrupalı diplomatlar aracılığıyla iletişim kuruyor. Bu dolaylı yöntem, mevcut gerilimi yansıtsa da, diplomatik sürecin sürdürülebilirliği açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Rusya’nın Viyana’daki uluslararası kuruluşlar Daimi Temsilcisi Mihail Ulyanov, görüşmelerin yapıcı bir havada ilerlediğini belirterek umut verici sinyaller verdi.
Viyana’da Kritik Müzakere Merkezi
Avusturya’nın başkenti Viyana, uluslararası nükleer diplomasi için tarihi bir merkez olma özelliğini koruyor. Müzakereler, yaptırımların kaldırılması ve nükleer taahhütlere dönüş başlıklarında iki ayrı çalışma grubu halinde yürütülüyor. Bu gruplar, teknik detayları ve olası çözüm yollarını derinlemesine inceleyerek, bir yol haritası belirlemeye çalışıyor. Görüşmelerin başlangıcındaki “yapıcı atmosfer”, tarafların bir uzlaşı zemini bulma konusundaki niyetini ortaya koyuyor.
Anlaşmanın Kurtarılması ve Yaptırımlar Çıkmazı
JCPOA, 2015 yılında İran’ın nükleer programını kısıtlaması karşılığında uluslararası yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Ancak ABD’nin 2018’de anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve “azami baskı” politikasıyla yaptırımları yeniden uygulamaya başlamasıyla anlaşma fiilen çökmüştü. Buna karşılık İran da, kademeli olarak anlaşmadaki yükümlülüklerini ihlal etmeye başlayarak uranyumu %20 oranında zenginleştirme ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimlerini sınırlama gibi adımlar atmıştı. Bu adımlar, anlaşmanın kurtarılması sürecini daha da karmaşık hale getirmişti.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, dolaylı görüşmelerin başlamasının olumlu bir erken işaret olduğunu belirtirken, İranlı yetkililer de görüşmeleri “yapıcı” ancak “zorlu” olarak nitelendiriyor. Her iki tarafın da pozisyonları arasındaki derin uçurumlar, gelecek müzakerelerin ne denli çetin geçeceğinin habercisi.
Çalışma Gruplarıyla İlerleme
Müzakerelerin teknik boyutunu ele alan iki ana çalışma grubu şu konulara odaklanıyor:
- Yaptırımlar Çalışma Grubu: ABD’nin İran’a uyguladığı ve anlaşmayla çelişen yaptırımların hangilerinin kaldırılabileceği üzerine odaklanıyor.
- Nükleer Taahhütler Çalışma Grubu: İran’ın, nükleer anlaşmadaki kısıtlamalara nasıl ve ne zaman tam olarak geri döneceği konularını masaya yatırıyor.
Bu teknik grupların çabaları, siyasi liderlerin nihai bir anlaşmaya varması için temel oluşturacak. Diplomatik kaynaklar, görüşmelerin kısa vadede bir çözüme ulaşmasa bile, ilerleme kaydedilmesi için önemli bir zemin oluşturduğunu belirtiyor.
